Batı ve Doğu’nun Grönland’deki kirli oyunu:  Zengin metal yatakları ada ülkesinin sonunu getirebilir

Dünyanın en büyük adası Grönland, sahip olduğu zengin “nadir topraklar elementleri” nedeniyle geleceğini büyük bir tehliye atan zor bir seçimle karşı karşıya… Silah yapımı, rüzgar tribünleri ve nükleer maddelerin yapımında kullanılan bu elementlerin yüzde 98’i şu anda Çin’de üretiliyor. Ancak, stratejik olarak büyük bir öneme sahip olan bu hammaddeleri Çin’den ithal etmek istemeyen ABD ve Avrupa Birliği’nin gözünü Grönland’e dikmesi, ada ülkesinde büyük radyoaktif kirliliğe neden olacak. Öte yandan, söz konusu durum ada ülkesinde büyük bir siyasi krize neden olurken, Grönland bir yandan çevreci protestocular bir yandan da madenciliğin ekonomiyi geliştireceğini savunanlar arasında bölünmüş durumda…

İşte Grönland’in maden yataklarının önemi ve ülkelerin küçük ada ülkesindeki oyunları…

Derleyen: Ayşegül Engür Dahi/ntv.com.tr

10. yüzyılda, İzlandalı bir Viking olan Kızıl Erik, başka bir Kuzey Kutbu adasındaki bitki örtüsünden o kadar etkilenmişti ki, onu “yeşil arazi” yani Grönland olarak adlandırdı. Ancak, Grönland yaklaşık 11 yüzyıl sonra onu bekleyen büyük bir tehlikeyle karşı karşıya…
Dünyanın en büyük adası, rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar, savaş uçakları ve silah yapımındaki  süper güçlü mıknatıslar oluşturmak için kullanılan ve “nadir topraklar” olarak bilinen devasa metal kaynaklarına sahip. Nadir topraklar elementleri (NTE) lantanitlerle birlikte itriyum ve skandiyum elementlerinin oluşturduğu bir grup metale deniliyor.
Bununla birlikte, metaller küresel olarak bol miktarda bulunuyor, ancak işlenmesi o kadar zor ve kirli ki, bir zamanlar üretime hâkim olan ABD, bu konumu yaklaşık 20 yıl önce Çin’e devretti.
Grönland’ın buz tabakası ve buzulları çekilirken, biri ABD’de finansman arayan, diğeri ise Çin tarafından desteklenen Avustralya merkezli iki maden şirketi Grönland’de çalışmaya başladı. Öte yandan, Grönland’in kaynaklarını paylaşma yarışı sadece bu iki şirketle de sınırlı değil.
Batı, çok önemli olan bu metallerin üretimi için Çin’den bağımsız olmak istiyor. Kanada merkezli danışmanlık şirketi Adamas Intelligence’a göre, nadir toprak metallerinin birçok kullanımı var ve geçen yıl Çin bunların yaklaşık yüzde  90’ını üretti. ABD-Çin gerginliğinin artmasıyla, ABD Başkanı Joe Biden geçen ay, diğer ülkelerin ABD’ye karşı silahlanmasını engellemek  adına nadir topraklar da dahil olmak üzere önemli ABD malzemelerini gözden geçireceğini söyledi.
Öte yandan, şirketler, Grönland’deki her madenin işlenmesinin yaklaşık 500 milyon dolara mal olacağını söylüyor. Şu anda ABD’de faaliyet gösteren tek nadir toprak madeni – California’daki Mountain Pass ve onun da bir kısmı kısmen Çin hükümeti  destekli bir şirkete ait.
Kvanefjeld’de faaliyet gösteren ilk şirketin ana teklifi, rüzgar türbinleri için gerekli olan neodimin işlenmesi.  Brüksel, AB’nin metale olan talebinin 2050 yılına kadar yılda 13 bin tona ulaşabileceğini söylüyor ve bu rakam 2015’te kullanılandan üç kat fazla. Neodim ayrıca savaş uçaklarında da kullanılıyor.
Diğer şirket Greenland Minerals’ın ise yüzde 10’una Çinli Shenghe Resources şirketi sahip. Mountain Pass’ta da benzer büyüklükte bir hisseye sahip olan Shenge dünyadaki en büyük maden şirketlerinden biri.
Grönland’deki maden yatakları, adanın güney ucunda yer alıyor ve UNESCO Dünya Mirası Alanı’na 16 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Adada yapılacak maden işleme tesislerinin çevreyi kirletmesinin yanı sıra bu korunan alanlara da büyük oranda zarar vereceği düşünülüyor. Konuyla ilgili tarışmalari başkent Nuuk’ta siyasi bir krizi tetikledi ve 56 nin nüfuslu adada  Nisan ayında yapılması planlanan  genel seçimlerin ana maddelerinden biri oldu.
Ancak, birçok Grönlandlı kirlilik konusunda endişe duysa da, kırılgan ekonomilerini geliştirmenin anahtarının madencilik olduğunu düşünüyor. 2013 yılında yapılan bir ankette, ülkedeki yetişkin nüfusun yarıdan biraz fazlası hammaddelerin ülkenin ana gelir kaynağı olmasını istediklerini ifade etti.
Avustralyalı bir jeoloğun ABD yetkililerine sunduğu özel bir girişim olan ilk maden, radyoaktif malzeme içermeyecek. Ön çevre onayı kazandı, ancak paraya ve bir işletme planına ihtiyacı var.
İkinci şirket ise bölgedeki madencilik faaliyetleri  için şimdiden 100 milyon dolardan fazla para harcadı, Çinli ortağı aracılığıyla işleme teknolojisini kanıtladı ve Grönland’ın koalisyon hükümetinden ilk siyasi desteği kazandı. Ancak planları arasında bir nükleer yakıt olan uranyumun Çin’e ihraç edilmesi yer alıyor ve yakın zamanda yakınlardaki Narsaq kasabasında yaşayanlar da dahil olmak üzere güçlü bir muhalefetle karşılaştı.
Kasabada yaşayan muhalefet milletvekili Mariane Paviasen, “Yerli halk olarak uzun yıllardır doğayla uyum içinde yaşıyoruz. Bu toprakları avlanmak ve balık tutmak için kullanıyoruz” dedi.
Danimarka Krallığı’nın kendi kendini yöneten bir bölgesi olan Grönland, Andorra ve Burundi’ye benzer şekilde yaklaşık 3 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya sahipİ Halkı çoğunlukla balıkçılıkla geçiniyor ve Kopenhag’dan gelen bağışlarla yaşıyor, bu yüzden hükümet yabancı yatırımları çekmek istiyor.
İlk projeden telif ücreti için bir tahmin yok, ancak Çin bağlantılı olandan her yıl yaklaşık 1,5 milyar Danimarka kronu (245 milyon dolar) bekleniyor, bu da kamu harcamalarının kabaca yüzde  15’ine denk geliyor. Hatta, bakan vekili Vittus Qujaukitsoq geçen ay yaptığı açıklamada, “Grönlandlılar aniden ikinci projeyi istemediklerine karar verirlerse, yatırımcıların karşısında  aptal durumuna düşüreceğiz. Tüm ülkenin güvenilirliği tehlikede” açıklamasını yaptı.
Her iki Grönland projesi de Avustralya’dan yürütülse de, Avrupa’nın kritik mineral üretimini artırmak ve nadir toprak metalleri için Çin’e olan bağımlılığını azaltmak için Avrupa Birliği (AB) girişimi olan European Raw Materials Alliance tarafından destekleniyor. AB tarafından finanse edilen ittifak, yatırımı koordine ediyor ve Avrupa madenleri, işleme tesisleri ve mıknatıs endüstrileri için tohum parası sağlıyor.
Geçen yıl AB, nadir toprak ve diğer yeşil enerjiyle ilgili projelere 10 milyar euro kaynak ayırdı ve nadir toprak metallerine olan talebinin 2050 yılına kadar on katına kadar artabileceğini açıkladı. 
İttifak’ın başkanı Bernd Schäfer, “Bu çok kritik bir dönem. Çin şu anda nadir toprak elemnti arzının yüzde 98’ini oluşturuyor. Gelecekte Avrupa’da hammadde kıtlığıyla karşılaşabiliriz” yorumunu yaptı.

Facebook Comments