COVID-19, hızla modern zamanların en derin ekonomik şoklarından birine dönüşen eşi görülmemiş bir küresel sağlık salgını. Mevcut veriler, Türkiye’nin COVID-19 virüsünün yayılmasını ve en kötü sağlık etkilerini kontrol altına aldığını, ancak bu kırılgan eğilimi sürdürmek için sürekli uyanıklığın gerekli olduğunu gösteriyor.

Küresel talebe yönelik şokun Türkiye’nin ticaret ve finansal akışları üzerinde büyük ve olumsuz etkileri oldu. Bunlar, gerekli çevreleme önlemleriyle birleştiğinde, Nisan ve Mayıs aylarında Türkiye’nin iç talebinde ve üretiminde ani bir kesintiye yol açtı. Haziran’da kısa vadeli bir toparlanmaya rağmen, daha dirençli olma eğiliminde olan özel tüketim ve hizmetler üzerindeki etkiler özellikle derin.

Firma anket analizleri, farklı işletme türleri arasındaki etkinin ciddiyetini göstermekte. En kötü etkilenenler arasında: küçük ve genç firmalar; konaklama, ulaşım, depolama ve eğitim sektörlerindeki işletmeler bulunuyor.

Yetkililerin politika tepkisi hızlıydı. Hedeflenen mali önlemler sağlığa, hane halklarına ve işletmelere destek sağladı ve sağlamaya devam ediyor. Büyük bir parasal tepki verilerek finansal sisteme likidite enjekte edildi. Ekonomik aktivitede iyileşme işaretleri var. Ancak, devam eden enflasyon baskısı, yeniden büyüyen dış dengesizlikler ve nihai finansal istikrarsızlık riskleri oldukça gerçek.

İleriye bakmak

Küresel ekonomi ve Türkiye 2020’de zor bir yılla karşı karşıya, ardından 2021’de belirsiz bir toparlanma beklentisi mevcut. Türkiye ekonomisinin 2020’nin temel senaryosunda yüzde 3,8 daralması bekleniyor. Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturan önemli sektörler COVID bağlantılı ekonomik baskılara karşı oldukça savunmasızdır. Söz konusu sektörlerdeki sıkıntılar nedeniyle  2020’de istihdam daha da azalabilecek, işgücüne katılım düşebilecek tüm bu gelişmelerle beraber yoksul nüfus 1,2 milyon artabilecek.

Krizden etkilenen diğer gelişmekte olan piyasa ekonomileri gibi, Türkiye de muhtemelen potansiyel üretimde 2019’da son 15 yılın en kötü performansı olan yüzde 4 düşüşten de geriye inecek.

COVID-19’un Türkiye’ye ekonomik etkileri dış üretim, iç üretim, istihdam ve şirketler kanallarıyla yayıldı.

Yoksullukta öngörülen artış ve ardından 2021’de belirsiz bir toparlanma da dâhil olmak üzere, Türkiye ve küresel ekonominin zorlu bir 2020 ile karşı karşıya olduğu bir gerçek.

Kısa vadeli dış borç yükümlülükleri yönetilebilir görünse de, artan cari hesap açığı ve rezervlerdeki keskin düşüş dış kırılganlıkları artırdı.

Politika önlemleri, hane halkları ve işletmeler için önemli bir rahatlama sağlamış olsa da, şimdi zorluk, direnç oluşturmak ve iyileşmeyi hızlandırmak. Bu hedef için ise:

  • Mali duyarlılığı ve esnekliği sürdürürken daha fazla parasal genişlemeyi kontrol altına sokmak,
  • Tahammül tedbirlerinin etkisini incelemek ve finansal sektör istikrarını korumak için uyum sağlamak,
  • Geçim kaynaklarını ve beşeri sermayeyi korumak için hane halkı destek programlarının genişletilmesi,
  • Yapısal reformları hızlandırarak krizden çıkışla eş zamanlı olarak orta vadeyi kurtarmak gerekli önlemler arasında listelenmeli.

The post Dünya Bankası: Krizden çıkış çabası yapısal reformlar için araç olsun appeared first on ParaAnaliz.

Facebook Comments