Ekonomi ve bankacılık okuyan üniversiteli kardeşlerimize öneririz

 

Para basarak harcamaları finanse etmek doğru mudur?

Para basmanın tabu olduğu dönemde yeni klasik ekonomi okulu ve rasyonel beklentiler teorisinin önde gelen iki temsilcisi Thomas Sargent ve Neil Wallace ‘Hoş Olmayan Parasalcı Aritmetik’ başlıklı bir makale yayınladılar ([iii].) Bu makalelerinde o güne kadar söylenenlerin tam tersini söylüyorlardı: “Hazine’nin, artan maliyetlerle borçlanması ve sürekli piyasaya daha yüksek faiz ödemesi, piyasada para bolluğuna ve enflasyonun artmasına neden olur. O nedenle bütçe açığını para basarak finanse etmek daha az enflasyon yaratıcıdır.” Sargent ve Wallace’ın bu beklenmedik sonuca ulaşırken yaptığı iki önemli varsayımı gözden kaçırmamak gerekir: (1) Bu sonucun doğması için reel faiz oranının GSYH büyümesinden daha hızlı büyümesi gerekir. (2) Uygulanan maliye politikası veri olarak alınır ve geçerli olan veya gelecekte uygulanacak olan para politikasıyla ilişkili değildir.

 

Fed başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerin para basarak finansman sağlamasının bugüne kadar enflasyon yaratmadığına bakarsak Sarget ve Wallace’in önerisinin yanlış olmadığı sonucuna varabiliriz. Buradaki kritik nokta ekonomi toparlanıp da talep yükselmeye başladığında bu para bolluğunun ne olacağı sorusudur. Fed, bu sorunu, ekonomi toparlandığında fazla parayı piyasadan çekip sterilize ederek çözmeyi planlıyordu. Bunu da 2018’de uygulamaya geçirmişti. Ne var ki ekonomideki gidiş yeniden bozulunca bu planı iptal edip tekrar para basmaya döndü.

 

Para basarak finansman yapmak ülkeden ülkeye, koşuldan koşula değişkenlik gösteren bir konudur. Özellikle ekonominin krize girerek küçülmeye başladığı, vergi indirimlerinin sonuç vermeyeceğinin düşünüldüğü bir ortamda bu döngüyü tersine çevirmek için para basılabilir. Merkez bankaları bu gerçeği görerek küresel krizle birlikte para basmaya yönelmişlerdir.

 

Türkiye’de durum

Merkez bankalarının temel görevleri kabaca devlet adına para basma yetkisini kullanmak, bastığı paranın istikrarını sağlamak, bankalara gereken likiditeyi vermek ve para politikasını yürütmektir. Merkez bankası, bankalar dışında kimseye hiçbir amaçla kredi vermemelidir.

 

TCMB, 2001 krizi öncesinde hazineye her yıl bütçe yasasındaki ödenekler toplamının  yüzde 15’ine kadar kısa vadeli avans verirdi. 2001 yılı sonunda bu uygulama kaldırıldı. Bugün uygulamada ihracatçıya kredi vermekte kullanılan reeskont kredisi var. Geçtiğimiz günlerde  ona benzetilerek yatırım kredisi verilmesi uygulamasına da başlandı. Böylece TCMB para basarak bankacılık kesimi dışında reel kesimi de finanse etmeye girişti. Arada Eximbank ya da Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bulunması bu gerçeği değiştirmiyor.

 

Açık söylemek gerekirse hazineye kısa vadeli avans uygulaması bu iki uygulamadan çok daha doğru bir uygulamaydı. Çünkü o yolla verilen para bütçe disiplini ve kuralları çerçevesinde harcanıyor, dolayısıyla nereye harcandığı biliniyor ve denetleniyordu. O uygulamanın tek yanlışı ekonomide kriz olsun olmasın sürekli kullanımda olmasıydı.

 

 

Alıntıdır, makalenin tamamını okumak için aşağıdaki adresi ziyaret edin

 

http://www.mahfiegilmez.com/2020/06/para-basmann-sonuclar.html?utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+KendimeYazilar+%28KEND%C4%B0ME+YAZILAR%29

 

Bu Ekonomi Politikası Değil, Hoşaf

 

TL Kredi Faizleri Artarken Döviz Kredi Faizleri Geriledi…

 

PARAYI KİM YARATIR ? (ANİMASYONLU VİDEO)

 

Kerim Rota:  Ekonomide “imkansız üçleme” ve “orjinal günah” 

 

The post Mahfi Eğilmez:  Para basmanın sonuçları appeared first on ParaAnaliz.

Facebook Comments