Rus ekonomisi ikinci çeyrekte yüzde 8,5 küçüldü

Dikkatlerin Türk varlıklarındaki değer kaybına odaklandığı şu dönemde önemli bir sorun da dikkatlerden kaçıyor. Geçtiğimiz hafta Türk varlıkları için sorunlu bir hafta oldu ama bu Türk varlıklarına özel bir durum da değildi; dolar endeksinin gerilediği bir haftada (-%0,6) Türk Lirası ve emsal para birimleri dikkate değer bir seviyede dolara karşı geriledi.

 

2020 ekonomik krizi

 

Bu hareket neden rahatsız edici sorusuna cevap vermek gerekirse dolar endeksi haftalardır zayıflıyor; yazın başından beri dolar endeksi %5’e yakın değer kaybetmişken gelişmekte olan ülke para birimlerinin çoğuna bu iyileşme yansımadı. 2020 ekonomik krizi ile güvenli liman olarak görülen dolar (Dolar endeksi 100’ün üzerini görmüştü) yaz başından beri geriliyor. Dolardaki gerileme birkaç hafta önceye kadar daha çok risk iştahındaki iyileşmeye dayandırılıyordu ama son zamanlarda Abd seçimleri, Abd’nin küresel salgında belirgin şekilde olumsuz ayrışması, artan Çin-Abd gerilimi gibi sebepler doların değer kaybetmesinde rol oynuyor yani dolar kendine has sorunlar sebebiyle değer kaybediyor ki görünüm 2008’i de andırmaya başladı.

 

2008 yılında dolar 90’lı seviyelerin altına düştükten sonra 80’lerin altına kadar aşama aşama gerilemişti ve doların tekrardan güçlenmesi (Dolar endeksinin 90’nın üzerine geri dönmesi) seneler sonra parasal gevşemenin sona ermesi ile gerçekleşmişti. Dolarda çok güçlü bir gerileme senaryosu yeniden gündeme gelmeye başladı.

Dolardaki gerilemenin nasıl seyredeceği tartışmaya açık ama doların gerilemesi ve bahsettiğim gibi dolar için çok olumsuz senaryoların gündeme geliyor olmasına rağmen gelişmekte olan piyasalara olan yatırım eğiliminin artmaması rahatsız edici bir durum. Finansal kriz sonrası doların büyük çöküş yaşadığı dönem gelişmekte olan ülkeler için tam anlamıyla altın dönemdi, bu dönemde (2011-2018) gelişmekte olan piyasalara kelimenin tam anlamıyla para yağmıştı.

 

2020 ekonomik krizi ile 2008’deki krizi karşılaştırmak hatalı olabilir ama 2008 sonrası gelişmekte olan piyasalara para yağmasının en temel sebebi reel hatta nominal getiri bulmanın çok zor hale gelmiş olmasıydı ve bugün de reel/nominal getiri bulmak zor hatta 2008’e göre çok daha zor ve reel getiri vaat edebilen gelişmekte olan ülke varlıkları bugün de gözde olmayacak ise ne zaman olacak sorusu önemli bir soruya dönüşüyor.

 

Gelişmekte olan ülkelerdeki kriz döngüsü

 

2020 ekonomik krizi tarihte en ağır krizlerden biri olarak yerini alacak ama bu kriz biz ve benzerimiz ekonomiler için ne kadar kötüdür/kötüydü tartışılması gerekiyor. Geçmişe gidersek 2008 sonrası dünyada aşırı artan likidite gelişmekte olan piyasalara akmıştı bu ivme 2018’de sona erince veya küresel finansal şartlar sıkılaşmaya başlayınca yıllardır çok rahat şartlar altında borçlanan gelişmekte olan ülkeler (Kişi, Kurum, Kamu) ciddi bir dar boğaza düşmüştü. Bir önceki sene 100 yıllık tahvilleri kapışılan Arjantin gibi ülkelerde kriz başlarken yatırımcılar ”Nasıl olsa ödüyor” gibi bir gerekçe ile Venezuela gibi ülkelere neden yatırım yapmamaları gerektiği öğreniyorlardı.

2018’de gelişmekte olan ülkelerde makro ekonomik göstergeler git gide kötüleşiyordu oysa ki dünyada görünüm ise tam tersiydi, dünya ekonomisinin büyüme ivmesinin artması bekleniyordu ve normal şartlarda bu durumun gelişmiş ekonomilerden çok gelişmekte olan ekonomileri pozitif etkilemesi beklenirdi.

2019 yılı beklentiler ile gerçekleşmelerin ayrıştığı bir yıl olmuştu; dünya ekonomisinin büyüme hikayesini devam ettireceği bir sene olacağını umduğumuz 2019 yılının ortalarında 2020 ekonomik krizi beklenmeye başlamıştı, benim kişisel fikrim Covid-19 salgını ortaya çıkmamış olsaydı da şu an veya yakın gelecekte şu an yüzleşmiş olduğumuz kriz ile yine de karşılaşacaktık. Geçmişte kalan normalde kriz senaryolarının büyüme hikayeleri ile ön plana çıkan gelişmekte olan ülkeleri, gelişmiş ülkelere göre daha olumsuz etkilemesi beklenirdi ama zayıflayan küresel ekonomiye paralel artan teşvikler/destekler sebebiyle bu durumu piyasalarda yaşamadık fakat burada da şöyle bir durum oluştu; dünya ekonomisindeki zayıflama sebebiyle gelişmekte olan ülkelerde reel ekonomiler zayıfladı ama bu zayıflamanın finansal piyasalara nispeten az yansıdığını gördük. (Geçmişteki gibi bir kaçış olmadı.)

Toparlamak gerekirse küresel ekonominin iyi olduğu dönemler finansal şartların kötüleşmesi, kötü olduğu dönemler ise reel ekonomilerin zayıflaması sebebiyle gelişmekte olan ekonomiler sorun yaşıyor ve üçüncü şık olan kriz de gelişmekte olan ülkeler için istenen olumlu şartları şu an için sunmadı.

 

Yazarın blogunu ziyaret edin, adresi aşağıda

https://www.yusufyuksel.com/2019/06/2020-ekonomik-kriz-yili-mi.html

Gelişmekte olan ekonomilerde likidite krizi toplu iflaslara mı gidiyor?

 

FÖŞ anlattı:  Salgın Geri Döndü Ekonomide Kas Kaybı Başladı

 

Şok ekonomik veriler, küresel görünüm üzerinde kara bulutlar yaratıyor

 

Dünyada iflaslar 2021 sonunda 2019’a göre yüzde 35 artacak!

The post Yusuf Yüksel:  2020 Ekonomik krizi ve Gelişmekte olan ülkeler appeared first on ParaAnaliz.

Facebook Comments