Tuesday, April 16th, 2024

Elektrikte 98 Bin MW Kapasite ve Ortalama 40 bin MW Tüketim Var AMA Kesintisinin Nedeni 5.000 MW Eksik Olması

Başlığa bakıp, bu yazıyı yazanın matematiği de zayıfmış diye düşünebilirsiniz. Ama matematiğim gayet iyi. Bozuk olan düzen. Nedenini anlatalım.

Güne elektrik kesintisi ile uyandık. İstanbul, İzmir, Ankara, Gaziantep, Konya, Bursa, Adana, Mersin, Kırklareli, Hatay, Uşak, Manisa başta olmak üzere çok sayıda şehirde elektrik kesintileri yaşandı.

Kesinti herkesi meraklandırdı; yangın denildi, kuraklık denildi, klima denildi. Ama yıllardır bilinen bir şey Türkiye’nin en çok elektrik enerjisi harcadığı günler 20 temmuz – 5 ağustos arasında bir gündür. Aşağıdaki grafikten bunu kendiniz de görebilirsiniz (şemayı tıklarsanız, grafiğin yer aldığı sayfayagidip kendiniz de görebilirsiniz).

Eh biliniyorsa, kuraklık, klima, mlima demeden, bu döneme özel önlem alınamaz mıydı?

Ama bırakın önlem almayı durum tam tersi. Yani başlıkta gördüğünüz gibi kapasitemiz 2 kat ama 5.000 MW eksik var.

Elektrik kesintisinin nedeni, Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) tespitine göre, verilen elektrik enerjisi ile tüketilen enerji arasında yaklaşık 5.000 MW eksiklik olması [1].  Elektrik piyasası doğru çalışıyor olsaydı, bu dönem için ekstra bir önleme de gerek olmayabilirdi. Çünkü Türkiye’nin kurulu gücü 98 Bin MW, tüketim ise yukarıda görüyorsunuz, ortalama 40 bin MW ve bahsettiğimiz en çok harcanan günlerde bu 50 bin MW oluyor. Yani hala kurulu gücün yarısı kadar.

O zaman nasıl oluyor da 5.000 MW eksik oluyor?

Bunu ve elektrik piyasası ile ilgili başka soruları Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) yönetim kurulu üyesi ve elektronik yüksek mühendisi Mehmet Özdağ’a sorduk. Bunları en aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Yanısıra bu konuşmadan önemli noktaları sizler için özetleyelim;

Mehmet Özdağ, yaşanan kesintilerin temel sebebinin elektrik enerjisinin piyasalaştırılması olduğunu söyledi. Bugün ülkemizin tükettiği elektrik enerjisinin yüzde 80’inin özel şirketler tarafından karşılandığını belirten Özdağ bunun sonucunda elektriklerin kesildiğini söylüyor :

“Türkiye’nin kurulu  elektrik enerji kapasitesi 98 bin MW. Bunun 10 MW’ını kendi iç ihtiyaçları için kullanıyorlar desek, 10 MW’ını da arıza vs desek. Şu anda en az 70 MW kurulu kapasitemiz var. O zaman neden bu oluyor?

Çünkü elektrik piyasasında yönetim zafiyeti var. Piyasanın % 80’i özel firmalara ait ve bizim çıkardığımız sonuç şu; maliyetler yükselmiş ise, santralı kapatmışlar. Yani elektrik vermiyorlar.

Şu anda belki kendi evinde yaşam destek ünitesine bağlı olan insanlar var. Belki birçok sanayi tesisinde anlık üretim sırasında bunu tolere edemeyecek yerler var. Ulusal bazda bir şeyden bahsediyoruz. Ulusal ölçekli afet sırasında bunlar beklenebilir ama şu an böyle bir durum yok. Dolayısıyla bir biçimde izah edilebilir olması gerekiyor.

Bizim yaptığımız görüşmelere göre 50 bin megavatın üzerinde anlık tüketim olmuş. Peki nasıl oluyor da 20 bin yediğimiz olduğu bir yerde 5 bin megavatı yönetemiyoruz. Biz bunun bir yönetim zaafiyeti olduğu görüşündeyiz.

Özdağ siyasi yönetimin hesap verme zorunluluğu duymamasının da bu sonucu getirdiğine işaret ediyor.

20 temmuz – 5 ağustos arası bu ülkede yıllardan beri elektrik enerjisinin en tepe tüketildiği dönemlerdir. Bu tarihler kuraklık ve sıcaklık etkisinin en yoğun yaşandığı dönemlerdir. Hidroelektrik santrallerindeki su seviyesinin düşmesi sürpriz bir şey değildir. Kuraklık sıcaklık meselesi öngörülmeyen bir şey değildir.

Bütün bunlar öngörülebilirken, niçin biz bugün bu kesintiyi yaşıyoruz. Bu tamamen sistemini yönetilememesinin, bu ülkeyi yöneten siyasi yönetimin enerji yönetiminin bize hesap verme zorunluluğu hissetmemesinden kaynaklanıyor.

5 bin megavatlık güç dengelemesi yapılmasa belki de yine dünyanın sayılı sistem çökmesini yaşayacaktık. Bu yönetimsizlik ile elektrik sistemimiz 31 mart 2015’de yaşadığımız gibi toptan çöker ve 7-8 saat ve hatta daha uzun elektriksiz kalabilirdik. Yani bugün belki de yaşadığımız şey kötünün iyisi olmuş olabilir .”

Özel Sektör elektrik fiyatlarını beğenmiyor diye düşünüyoruz

Özdağ’ın belirttiği bir husus da,  2001 yılında elektrik piyasası kanunu yürürlüğe girdikten sonra elektrik enerjisini alınır satılır bir meta olarak değerlendirilmeye başladığı ve bu andan sonra kamunun elektrik enerjisinde yeni yatırımlar yapmasının bir anlamda önü kapatıldığı şeklinde. Şöyle diyor;

“Yaşadığımız kesintilerin temelinde yatan elektrik enerjsiinin piyasalaştırlımasıdır. Bunları resmi kaynaklardan doğrulama olanağımız olmayabilir bazıları ticari sır anlamındadır. Ama özellikle elektrik fiyatlarına baktığımızda özel sektörün üretim fiyatlarını beğenmediğini düşünüyorum”

Aşağıda güncel fiyatları görebilirsiniz. Resme tıklarsanız da sizi fiyatların olduğu sayfaya taşır.

Tıklayarak gideceğiniz sayfada, hangi santralın ne nedenle çalışmadığı da yazıyor. Birçoğu arıza diyor. Bu arızalar hele böyle netameli günlerde neden tamir edilmemiş acaba?

Doğal Gaz Santrallarının 3’de 1’i Çalışmıyordu

Buna dair bir başka işaret de, doğal gaz santrallarının düşük kapasitesi. Aşağıda sabah 10’daki üretimi görüyorsunuz. Toplam 41.232 MWh’ın 17,3 Bin MW’ı Doğal Gaz Halbuki tam kapasite 26 MWH. Yani ancak 3’de 2’si çalışmış. Çünkü doğal gaz ile elektrik üretiminin maliyeti pahalı.

Bir de şu grafiğe bakalım; saat 4’ü gösteriyor. Dikkat ederseniz güneş enerjisi gece olması gerektiği gibi sıfır. Ama sabah güneş enerjisinin çalıştığı görülüyor. Özdağ’a bu konuyu da sorduk. Getirilen yönetmeliklerle güneş enerjisinin önünün kapatıldığını anlattı. Bunu bir başka programda daha detaylı konuşacağız.

Eylülde Zam Gelir mi?  

Yukarıda verdiğimiz sayfalardaki verilere bakıldığında görülen bir şey de şu; eylül ayında bir zam gelme olasılığı yüksek. Program öncesi konuştuğumuz bir uzman bunu % 15 olarak tahim etti ama EMO, yol sonuna kadar % 30 gibi 2 etapta zam yapılmak istenebilir tahmininde bulunuyor.

Tabii bunu söylerken şunu da hatırlatalım, aynen köprüler, hastaneler, havaalanları gibi, elektrikte de verilmiş garantiler var. Oysa program öncesi görüştüğümüz uzman elektrikte garantinin verilmesinin anlamsızlığını şu örnekle anlattı;

“Diyelim ki, bir taraftaki baraja o sene iyi yağmur yağdı. Bu durumda neden öbür taraftaki pahalı elektriği garanti etmek zorundayız?”

Yani özelleştirmede düzeltilmesi gereken hususlar olduğu anlaşılıyor. Bugünkü eksik üretimin nedeni arıza ise, o zaman da sorgulamamız gereken şey şu; özel sektör verdiği hizmete yönelik yatırımlarını yerine getiriyor mu? Bu yatırımları yerine getirmesi, EPDK dediğimiz kurum tarafından denetleniyor mu?

Barajlarda Meteoroloji Raporları ve DSİ Uyarıları Ne Kadar Uygulanıyor?

Bu arada bir iddia da, barajlarda tutulan sularla ilgili. Bu suların, eğer meteoroloji raporunda aşırı yağmur verilmişse, DSİ tarafından yapılacak uyarı ile –sel tehditine karşı– önceden boşaltılması gerektiği ama özel firmaların zar zor topladığı suyu, boşaltmakta isteksiz olduğu için bazı sellerin oluşabileceği de iddia ediliyor. Bunun incelenmesi lazım.

Peki Nükleer Santral?

Bir de nükleer santralın garanti edilmiş ücreti var. Burada konumuz “çevresel etkiler” değil. Bu da ayrı bir sorun ama şimdi onu değil, fiyatlamayı konuşmak istiyoruz.

Akkuyu Nükleer santralı için, şu anda kırkbeş-elli kuruş olan piyasa fiyatına karşın 12.35 $cent – 15.30 $cent arasında fiyat garantisi verilmiş. Alt limitten baksak bile 3 katı. Üstelik 15 sene garanti var. Bu da ayrı bir konu çünkü Mehmet Özdağ, bu santralın ileride elektrik fiyatlarını daha da yukarı çekeceği düşüncesinde.

Verimlilik ve Tasarruf

EMO Yönetim Kurulu üyes,i ve elektronik mühendisi Mehmet Özdağ’ın en çok üzerinde durduğu ise bu konu oldu. Harcamayı konuşmaktan tasarrufu konuşmaya sıra gelmediğini ikaz ediyor ve halkın yani hepimizin enerji konusuna daha özenli yaklaşmamız gerektiğini, binalarımızın daha iyi izole edilmesi ve inşaat yönetmeliklerinin buna göre düzenlenmesinin düşünülmesini vurguluyor.

Bu kapsamda enerji sektörünü yönetmeyi beceremeyen hükümetin yerine gelecek olan yeni yönetimlerin, acilen ortak aklı toplayıp, bu konuda çalışma yapması gerekiyor. Santrallarımız var ama kullanamıyoruz. Güneş, rüzgar, su kaynaklarımızı da gerektiği gibi kullanmadığımız için dünya kadar dövizimiz yurtdışına gidiyor. Yani diğer pek çok konuda olduğu gibi Enerji yönetimi konusunda da sınıfta kalmışız.

 

Elektrikte 98 Bin MW Kapasite ve Ortalama 40 bin MW Tüketim Var AMA Kesintisinin Nedeni 5.000 MW Eksik Olması – Türk İnternet.

Facebook Comments