Wednesday, December 8th, 2021

Piyasanın gerçekliği yatırımcının körlüğüyle çeliştiğinde

İlk soru: “Beyninize güveniyor musunuz?

İkinci soru: “Beyninize ne kadar güveniyorsunuz?”

 

 

Beyin bulunduğu durumla mücadele halindedir

Beyin, hem kendi hem de insan varlığını koruyabilmek amacıyla sürekli bulunduğu durumla mücadele halindedir. Oluşacak psikolojik acılardan kaçınmak için ise, pozitif imajları ile çelişen bilgileri reddedebilir ya da görmezden gelebilir. Ret edemediği delillerde ise değişikliğe gider, beyinde bulunan imaj ile bilgiyi uyumlaştırmaya başlar. Kabul edemediği durumları ancak kendisine içerlediği ölçüde içselleştirir, acı da buna dahildir… Ancak beynin uyguladığı bu önlemler bazen insan hayatını daha zor bir noktaya getirebilir. Örneğin bir kadın kendisinin yılana dönüştüğüne inanıyordu, bir adam gövdesinin camdan olduğunu düşünüyor ve hareket ederse kırılacağından korkuyordu ya da bir başka kadın kendisini öldüremeyeceğini çünkü zaten ölü olduğuna inanıyordu… Bu örneklerle karşılaşmamış olmak sizin beyninizin sorunsuz işlediği ya da hafızanızdaki boşluklu anıların beyin tarafından doldurulmadığı anlamına gelmemeli.

 

Beyin sahte anılar üretip benimseyebilir mi?

California Üniversitesi’nde görev yapmakta olan Profesör Elizabeth Loftus tarafından bir deney yapılmıştır. Loftus deney ile belleğe tamamen sahte bir anı kazandırıp kazandıramayacağını merak etmiştir. Gönüllü bir denek grubu oluşturmuş ve onların aileleriyle görüşerek geçmişleri ile ilgili bilgi almak için bir araştırma ekibi kurmuştur. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmacılar, her gönüllünün çocukluğunu konu alan dört hikâye geliştirmiştir.

 

Bu hikâyelerden üçü doğru hikâyeler; dördüncüsü ise; inandırıcı içeriğe sahip olmasına rağmen tümüyle uydurulmuş bir hikâyeydi. Uydurulmuş bu hikayeye göre; denek, çocukluğunda bir alışveriş merkezinde kayboluyor, iyi yürekli ve yaşlıca biri tarafından bulunarak ailesine teslim ediliyordu. Deneklere, bu dört hikâyenin anlatıldığı bir dizi görüşmede en az dörtte biri, alışveriş merkezinde kaybolduğunu hatırladığı iddiasında bulunmuştur. Hatta denekler yavaş yavaş bir şeyler hatırlamaya başlıyor, bir hafta sonra yapılan görüşmede daha fazlasını da hatırladıklarını söyleyerek kendilerini kurtaran insanlar hakkında konuşabiliyorlardı.

Bu sahte anı zamanla daha da güçlenerek detaylar içermeye başlıyordu. Bu detaylar örneğin, kendini kurtaran yaşlı kadının komik bir şapka takması ya da kaybolduğuna inanan deneğin kaybolduğunda yanında en sevdiği oyuncağının olduğunu iddia etmesi gibi detaylar olarak ortaya çıkıyordu.

 

“Beyin kar tanesi gibidir”

Deney gösterdi ki insanların çok güvendiği beyin sistemi kolaylıkla manipüle olabilmekteydi. Beyin, sahte anıları gerçek anılara dönüştürecek boşluklara sahipti ve insanlar bu anıları süsleyerek hayatlarında yeni kimlikler oluşturabilirlerdi. David Eagleman’a göre beyin bir kar tanesi gibidir. İşte bu yüzden de nesneler ve gerçeklik oldukları gibi değil, “bize göre” oldukları şekliyle algılamaktayız. Yani, nesnelerin gerçekliği, ancak bizim dolayımımızdan geçerek oluşur ve bu gerçeklik içinde bizim de bulunduğumuz bir inşa sürecine sıkı sıkıya bağlıdır.

 

“Gözlerin açık olduğu için gördüğünü mu sanıyorsun”

Goethe “Gözlerin açık olduğu için gördüğünü mü sanıyorsun?” diye sormuştur. Goethe’den uzun yıllar sonra Davranışsal Ekonomi alanında çığır açan Daniel Kahneman “Hızlı ve Yavaş Düşünme” kitabını yazmış ve şöyle demiştir: Aşikâr olanı görmeyebiliriz, aynı zamanda körlüğümüze karşı da körüz. Eğer içinizi rahatlatacaksa sizlere yukarıda bahsedilen birçok olayların sendromu gibi Antom sendromunun da nadir olduğunu söyleyebilirim. Ancak sorun şu ki nadir olan şey sendromun kendisi körlüğe karşı kör olma durumu değil…

 

Robert Shiller ya da Nouriel Roubini 2008 ekonomik krizi

 

Robert Shiller ismini hiç duydunuz mu ya da Nouriel Roubini? Robert Shiller 1946 doğumlu, MIT Mezunu, Nobel Ekonomi Ödülüne sahip Amerikalı bir davranışsal ekonomisttir. Nouriel Roubini ise 1958 İstanbul doğumlu, Harvard mezunu, IMF, FED, Dünya Bankası gibi önemli yerlerde görev almış Amerikalı bir ekonomisttir. İki ekonomisttin en önemli ortak noktalarından biri 2008 Krizi öncesinde ikisi de birer siyah kuğu rolündeydi.

 

Robert Shiller ekonomide büyük bir balon olduğunu ve bu balon patlarsa büyük sıkıntılara sebep olacağını söylüyordu, Roubini ise bir konuşmasında “ABD ekonomisi batarsa bütün dünya ekonomik durgunluğa girecek, Avrupa, Kanada, Japonya ve bütün gelişmiş ekonomiler sıkıntı çekecek” diyerek piyasada yatırım yapan yatırımcıları uyarıyordu. Ancak yatırımcılar ve ekonomistlerle birlikte kilit politika yapıcılar, ulusal düzeyde ciddi bir fiyat bozulmasının mümkün olmadığını dile getiriyor, piyasalarda bırakın balonu herhangi bir balon kabarcığı bile olmadığını söylüyorlardı.

Bir tarafta batık kredi tutarlarını verilerle sunan, insanların çılgınca alımlar yapıp ödeme zorluklarını gösteren kanıtları ortaya koyan ekonomistler –sayıca çok az olsa da- bir tarafta ekonomi alanında artık her şeyi keşfettiklerine inanıp piyasanın yükselişine devam edeceğine inanan ekonomistler.

 

İnsanlar büyük sapmalara karşı kördür

Nassim N.Taleb insanların büyük sapmalara karşı kör olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla da bu iki ekonomistin önemi işaret ettikleri kriz olana kadar fark edilmedi. Birçok insan bu ekonomistleri o dönemde görmüyordu hatta görmediğinin farkında bile olmuyordu. Piyasalarda büyük sapmalar vardı ancak yatırımcılar bu sapmalara karşı körlerdi. Çünkü beyin için piyasada çok fazla çelişen bilgi dolaşıyordu ve yatırım yapmış olan bir yatırımcı beyni için azınlığın düşüncesini ret etmek çok daha kolay bir yoldu. Ne zaman ki kabarcık bile olmayan balon patlayarak ABD halkının 13 trilyonluk servetini buhar etti o zaman insanlar bu iki ekonomistin adını sıklıkla anmaya başladılar.

 

Eğer piyasayla hiç ilginiz yoksa hisse senedi ekranını açtığınızda baktığınız şey sadece rakamlardır, algıladığınız şey belki rakamların ne kadar hızlı ve renkli olduğudur. En son ortaya çıkan yorumunuz ise belki “Aynı Matrix filmi gibi” olur belki de “insanlar bundan ne anlıyor böyle” demek olur.

Eğer piyasada her gün işlem yapan bir yatırımcıysanız her gün ekranı açarsınız ve baktığınız şey sadece rakamlardır ancak algıladıklarınız rakamlardan çok daha ötedir. O rakamların hepsinin sizin için derin anlamı vardır.

 

Yorumlarınızı nasıl yapıyorsunuz?

 

Peki, ya yorumunuz? Yorumlamanızı yaparken gerçekten rasyonel mi davranıyorsunuz yoksa bilmediğiniz boşlukları çok güvendiğiniz beyninize mi emanet ediyorsunuz? Eğer al-sat işlemlerini defalarca yaptığınızı ve piyasadaki her hareketi çok iyi “sezmeye” başladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle geminin dümeni otomatiğe bağlamış olan beyninizdedir. Ne yazık ki piyasayla hiç ilgisi olmayan yatırımcıdan bile kötü durumdasınız çünkü körlüğünüzün farkına büyük bir para kaybettiğinizde varacaksınız. Beyniniz otomatik sistem olan Sistem1 ile kararlar verdiğinde karşınıza çıkan siyah kuğuları görmeyeceksiniz, görmediğiniz için de her zaman sadece beyaz kuğular olduğuna inanıp bu şekilde işlemler yapmaya devam edeceksiniz. Hisse senedindeki kayıptan sonra “Ya ben bunu nasıl göremedim” cümlesiyle belki körlüğünüze karşı kör olduğunuzu fark edeceksiniz.

 

Yatırımcılar yapmış oldukları hisse senetleri işlemlerinde zarar ettikleri zaman portföy yöneticilerine, takip ettikleri sosyal medyaya, çıkan haberlere, şirketin sahiplerine ve daha bir çok duruma ve kişiye kızıp sövebiliyorlar. Yalnızca konu kendi körlüklerine geldikleri zaman insaflı olabiliyorlar ve kendi körlükleriyle ilgili hiçbir şey diyemiyorlar çünkü beyin yatırımcının kör olduğunu yatırımcıya iletmek yerine ona hikayeler hazırlıyor. Bu hikayeler sayesinde nasıl ki Walker kör değilmiş gibi davranmıyor buna gönülden inanıyorsa yatırımcı da aynı şekilde kör değilmiş gibi davranmıyor buna gönülden inanıyor.

 

 

Eğer beyninizin sadece gerçekler üreten bir makine olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, yaşadığınız dünyayı anlayabilmeniz için beyin sizin algıladıklarınızla yeni şeyler üretip bunu size sunuyor. Bu yüzden algıladıklarınızla beynin ürettikleri şeyler arasında farklar oluyor. Ekranınızı açıp hisse senetleri hareketini izlemeye başladığınız zaman kendinize tekrar sorun “Ne görüyorum?”

 

“Neden kör olduk bilmiyorum, belki bir gün nedenini öğreniriz ne düşündüğümü söyleyim mi sana? Bence biz kör olmadık biz zaten kördük. Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler…” Jose Saramago

 

Cemre Yoldaş

 

Kaynaklar:

Kahneman,D. “Hızlı ve Yavaş Düşünme”

Saramago,J. “Körlük”

Stenberg,E. “Nöroloji”

Taleb,N.N. “Siyah Kuğu”

 

https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/dunyaca-unlu-ekonomist-nouriel-roubini-sozcu-com-trye-konustu-5474602/#:~:text=2008%20krizinden%20tam%20iki%20y%C4%B1l,k%C4%B1yamet’%20gibi%20lakaplarla%20an%C4%B1lmaya%20ba%C5%9Fland%C4%B1.

https://www.bbc.com/turkce/dergi/vert_fut/2016/07/160704_vert_fut_yanlis_hafiza_kaydi

 

 

Cemre Yoldaş: BİR İHTİMAL DAHA VAR: BORSANIN SİHİRLİ ALANI

 

Hisselerde denge bulundu mu? Borsa yükselir mi? | Atilla Yeşilada

 

Amerikan borsasında spekülatörleri avladılar

 

Cüneyt Akman anlattı: ABD’de borsayı sarsan ‘GameStop’ hareketi

The post Piyasanın gerçekliği yatırımcının körlüğüyle çeliştiğinde appeared first on ParaAnaliz.

Facebook Comments