Tuesday, October 26th, 2021

Yangında küle dönen Türkiye’nin ilk bitki fabrikası, 7 ayda yeniden inşa edildi

Yangında küle dönen Türkiye'nin ilk bitki fabrikası, 7 ayda yeniden inşa edildi

Antalya’da topraksız ve güneş görmeyen kapalı alanda yüzde 95 daha az su kullanılan Türkiye’nin ilk bitki fabrikası, geçen yıl 19 Ağustos’ta çıkan yangında tamamen yandı. Bin metrekare olan bitki üretim alanı, 8 bin metrekareye çıkartılan fabrika, 60 milyon TL’lik yatırımla 7 ay gibi sürede yeniden inşa edildi.

Türkiye’nin ilk bitki fabrikası, ‘Farminova’ adıyla geçen yıl şubat ayında kuruldu. 5 milyon Euro’luk Ar- Ge çalışmaları kapsamında, 2,5 milyon Euro yatırımla kurulan Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük bitki fabrikasında, topraksız ve güneş görmeyen kapalı alanda yüzde 95 daha az su kullanılarak üretime başlandı.
Fabrikada ilk etapta marul, roka, tere, ıspanak, kekik, fesleğen gibi yeşil yapraklı bitkiler üretildi.
Üretimden ziyade, yurt dışında benzer bitki fabrikaları için model oluşturması amacıyla kurulan, kutuplarda veya çölde dahi aynı kalitede üretim yapılabilecek teknolojilere sahip fabrikadan dünya genelinde 100’e yakın ihracat hedefleyen firma, 19 Ağustos 2020 tarihinde talihsiz bir yangın yaşadı.
Fabrikanın tamamının küle dönüştüğü yangın sonrasında yeniden harekete geçilerek, molozlar temizlendi ve yeni fabrikanın inşasına başlandı.
Mart ayı itibari ile yeni fabrikanın yüzde 95’lik kısmı tamamlandı ve önümüzdeki bir-iki ay içerisinde yeni fabrikanın çok daha büyük ve teknolojik olarak hizmete açılması hedefleniyor.
Türkiye’de ilk, Avrupa’nın en büyüğü olarak kurdukları bitki fabrikasının 1000 metrekare bitki üretim kapalı sahası bulunduğunu hatırlatan şirketin yönetim kurulu başkanı Can Hakan Karaca, “Günde 2 bin marul üretiyorduk. Maalesef geçen yıl fabrikayı kaybettik. Aradan geçen 7 ay sürecinde fabrikayı yeniden devreye almak üzereyiz. Bitki fabrikası tamamen kapalı ortamlarda bitki yetiştirmek için kullanılan bir konsept. Bu disiplinin kurucusu, Japon Profesör Kozai. İki kere gidip Japonya’da eğitim aldık. Onun gösterdiği vizyonlar çerçevesinde kendi usul ve tekniğimize uygun bitki fabrikası konsepti hazırlamıştık” dedi.
20 kadar bitkiyi tamamen bütün formülleri tamamlanmış halde yetiştirdiklerini anlatan Karaca, “200 tane bitki deneyimledik, dört çeşit mantar, 3 çeşit çilek yetiştirdik, çok önemli bir tecrübeye sahip olmuştuk. Bu tecrübelerin ışığında devam ederken maalesef talihsiz bir yangın geçirdik ve tesisimiz komple yok oldu. Yeni fabrikada bambaşka bir teknikle, üç yılın da verdiği tecrübeyle artık çok daha hızlı, çok daha büyük sahada çalışan, çok daha az elektrik ve su tüketen, çok daha mükemmel iklimlendirilmiş bitki fabrikaları neslini yarattık” diye konuştu.
Bitki fabrikalarının, tarımda seradan sonraki yeni nesil tarım metodu olduğunu belirten Karaca, “Artık tabiattan aldığınız güneş de kalmıyor, tamamen bitki beslemeyi kendi şartlarınızda su, ışıklandırma ve fotosentezi dizayn ediyorsunuz. Artık bitki fabrikalarıyla beraber hem kutuplar hem de çölde bitki yetiştirmek mümkün olacak. Model olarak fabrika ihracatı yapmak için bu fabrikaları kendimiz kurguladık. Yoksa Türkiye sebze meyve adına bir cennet, çok uygun fiyatlı, çok kaliteli sebze-meyve üretiliyor. Biz tarım teknolojisi üretmek maksatlı bu işe başladık. Yani teknik bir fabrika üretmek maksatlı başladık” ifadelerini kullandı.
Fabrikanın bütün disiplinlerinde üreticisi olduklarını açıklayan Can Hakan Karaca, “Hem mekanik sistemler hem elektronik hem de aydınlatma sistemlerini kendimiz üretiyoruz. Bu işi komple kendi fabrikamızda yaptığımız için bitki fabrikalarının da ihracatını yapmak için işe başladık. Bu fabrika yandığı zaman Nijerya’dan ilk siparişimiz gelmişti, şimdi onun parası da geldi. Bundan sonra ilk bitki fabrikasını da inşallah Nijerya’ya yapacağız. Bu tesis komple yeni baştan 60 milyon TL’ye mal oldu. Çünkü yeni nesil makineler, otomasyonlar yarattık. O üç yıllık tecrübemizle bambaşka bir fabrika yarattık” dedi.
Ayrıca dışarıdaki üretime göre suda yüzde 95 tasarruf etiklerine vurgu yapan Karaca, “Hiçbir böcek ilacı kullanmıyoruz. Zirai mücadele yapmıyoruz. O yüzden çok çevreci, dar alanda üretim yapıldığı için çok da sağlıklı bir yöntem. 8 bin metrekare üretim alanımızda, 150 dönümden çok daha fazla alandaki üretimden fazlasını yaparız. Çünkü burada karmaşık disiplinler var. Çilek, mantar, yeşil yapraklı bitkiler, tıbbi aromatik bitkiler, burası bambaşka bir kombine tesis haline geldi. Mantar tesisini 20 misli büyüttük. Bu tesisle bitki fabrikaları pek çok tarımsal üretimde pek çok devrimle karşılaşacak” ifadelerini kullandı.

Facebook Comments